Bir Kuşağı Anlamak

“Ormandaki en uzun meşe sadece en sert palamuttan yetiştiği için en uzun meşe olmamıştır. Diğer ağaçlar onun aldığı güneş ışığını engellemediği, çevresindeki toprak derin ve zengin olduğu, fidanken hiçbir tavşan onun kabuğunu kemirmediği ve hiçbir oduncu onu vakti gelmeden kesme- diği için de en uzun meşe o olmuştur.”

 

‘Sizin gibi olmayanları kendinize ait yargılarla değil, onlara ait gerçeklerle görmeniz mümkün olur.’

 

‘Mc Kinsey’in 2019 yılında yayımladığı “True Gen: Generaiton Z and Its İmplications for Companies” (Z Kuşağı ve Şirketler için Anlamı) Raporu’na’ göre bugünün Z kuşağı dünün gençlerinden oldukça farklı. Bu farklılıklar, tek bir kimlik tanımlamayı reddedişleri, iletişimkolik, diyaloğa açık ve gerçekçi oluşlarıyla açıklanıyor. Z kuşağı kendini tek bir yolla tanımlamıyor; belirgin biçimde dahil edilme yanlısı, daha az çatışma yanlısı ve daha çok diyaloğa açık; hayatı pragmatik yaşıyor.’

‘Benzer şekilde Barclays’in 2018’de yayımladığı Z Kuşağı Raporu’ da kuşağın iş yaşamına ve sektörlere getirdiği yeni etik anlayışın altını çiziyor. Rapora göre, Z kuşağının tüketici/çalışan dünyasında yerini almasıyla birlikte finansal hizmetler sektörü etik yatırımcılığı; perakende sektörü ikinci el satışları, internet sektörü kullanıcıları yalan haberlerden koruma, medya sektörü orijinal içeriğe yatırım, canlı yayına eğilim ve kısa reklam araları gibi uygulamaları dikkate almak zorunda kalacak.’

‘Sürdürülebilirlik bu kuşak için çok önemli.’

 

‘Araştırmamızda gördük ki müzik her iki mahallenin gençleri için de olmazsa olmaz bir öğe. Sadece aldıkları tatlar farklı. Arka mahallenin Z kuşağının dinlemekten en keyif aldığı tür rap ve arabeskken, yüksek gelir grubu Z kuşağı rock ve pop müzik dinlemeyi tercih ediyor.’

‘Belli ki müzik her iki grupta da isyanın dili; sadece tonlar farklı.’

 

‘(UNESCO) verilerine göre Türkiye, kitap okuma oranında dünyada 86. sırada, bir başka ölçekle yoksul Afrika ülkeleriyle aynı kategoride.’

 

 ‘Birbirinden çok farklı bağlamlarda yetişen ve yaşayan Türkiyeli Z kuşağına en çok ilgilendikleri spor dalını sorduğumuzda ilk sırada aldığımız yanıt Kuper’i destekler nitelikteydi. Futbol her iki grup için de önemli ama arka mahalle için daha da önemli.’

 

‘Gençlerin yarısının yaşamlarının çok stresli olduğuna inanması. Arka mahallede futbol kadar popüler olmasa da kayda değer oranda ilgi çektiğini gördüğümüz spor dalı dövüş sporları. Bunu da geçerli bir nedeni var elbet…’

  

HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSMAK MI?

Milenyum çağı gençleriyle yaptığımız çalışmalarda karşımıza çıkan önemli bir temel değer: Adalet. Y kuşağının adak ve eşitlik söylemlerini öncül kuşaklara göre çok daha fazla ve yüksek sesle talep ettiklerine yakın tarihimizde şahit olmuştuk; ancak Z’ye gelindiğinde bu talep daha da belirgin bir hal alıyor. Araştırmamızada her iki mahallenin çocukları da dünyada tek bir şeyi değiştirebilseydi o şey ne olurdu sorusuna ilk sırada adaletsizlik ve eşitsizlik yanıtını verdiler.

“Haksızlığa uğradığını düşündüğünde nasıl bir tepki verirsin?” sorusunu yönelttiğimizde ilk sırada ve yüksek oranda aldığımız ortak yanıt, “Öfkelenirim,” oluyor. Ama bir farkla! Arka mahallenin Z kuşağı öfkelendiğinde kavga etmeyi/dövmeyi seçerken kolejliler birilerinden yardım isteme yoluna gidiyor. Bu birileri -takdir edersiniz ki- öncelikle helikopter ebeveynler ya da helikopter eğitmenler. Her iki mahallede de uç noktaları görüyoruz. 21. yüzyıla yakışan, otonom, işbirliğine açık, problem çözme yetenekleri gelişmiş gençler yetiştirmekle yükümlüyüz ama düşük sosyoekonomik grupta şiddet, yüksek sosyoekonomik grupta ise sürekli destek talebi eğilimi görüyoruz. İkisi de sorgulamaya değer. Biz nerede hata yapıyoruz?

 

‘Gallup’un 2019 yılında 140 ülkede gerçekleştirdiği Global State of Emotions (Küresel Duygu Durumu) Araştırması’nda, “Önceki gün öfke göstermenize yol açan bir deneyiminiz oldu mu?” sorusuna en çok “Eveť” yanıtını veren ülkeler arasında Türkiye yüzde 40’la altıncı sırada. Aynı araştırmada, “Önceki gün stresli miydiniz?” Sorusuna en çok “Evet” yanıtını verenlerden biri yine ülkemiz. Yüzde 52’lik bir oranla ilk on içindeyiz. Üç tarafı denizle, dört tarafı cinnetle çevrili cennet vatanımız…’

 

Arka mahalle gençlerinin yüzde 43’ü, orta-yüksek gelir grubu gençlerin yüzde 61’i Türkiye’de yaşamayı olumsuz ifadelerle tanımlıyorlar. Yaşam deneyimleri daha zengin olmasına karşın geleceğe yönelik daha kötümser olan bu gençlerin yüzde 44’ü, “Bundan beş-on yıl sonra Türkiye’de olmak istemem,” diyor.

 

‘Türkiye’den göç eden nüfusun yaş gruplarına bakıldığında, en fazla göçün yüzde 15,7 ile 25-29 yaş grubunda olduğu görülmekte.’

‘Dünyanın en önemli davranış bilimcilerinden Fred Luthans’a göre bu çağda enseyi karartmamanın çaresi psikolojik sermayeyi güçlendirmek. En sevdiğim sermaye türü olan psikolojik sermayenin dört bileşeni var: yeterlilik, esneklik, iyimserlik ve umut…’

‘OECD ülkeleri içinde iyilik hali (eğitim, sağlık, sosyal yaşam)  değerlendirmelerinde sondan birinci olan ülkede herhangi bir bireyin yeterlilik hissine sahip olması pek kolay değil.

‘Esneklik konusunda dönemsel da durumumuz pek iç açıcı değil.’

‘Nihayetinde aynı Pokemon’u yakalamaya çalışan iki kişinin birbirini vurduğu ülkeyiz. İş iyimserliğe geldiğinde ise bir dünya markası olabiliriz.’

‘Çünkü umut eylemlilik halidir; umut yumruklarını sıkmak, umut ayağa kalkmak, umut daha yaşanır bir dünyaya “yaparak” inanmaktır. Gençlerimizin umuda ihtiyacı var.’

 

‘Z kuşağına en çok takdir ettikleri, örnek aldıkları kişileri sorduğumuzda, her iki mahallenin gençlerinden de rol modellerinin dışarıdan içeri doğru kaymakta olduğunu gördük. Arka mahallenin Z kuşağı için rol modeli yüzde 40 oranla aile bireylerinden biri (ağırlıklı olarak anne ya da baba). Oran, yüksek gelir grubu Z kuşağı için biraz daha düşük olsa da (yüzde 25) bu grup için de ilk sırada aile geliyor. Ersnt&Young (EY) tarafından geçtiğimiz yıl gerçekleştirilen İşyerinde Güven Araştırması’ da benzer bir duruma işaret ediyor. Z kuşağının yüzde 58’i gelecekte çalışacakları şirkete karar verirken en çok annelerinin görüşünü dikkate alıyor. Anneleri yüzde 53’le babalar takip ediyor.’

‘Her iki grupta da ikinci sıradaki rol modeli Atatürk; bu oran yüksek gelir grubunda belirgin biçimde fazla. Arka mahallede Atatürk’ü rol modeli kabul etme oranı yüzde 10 iken, yüksek gelir grubunda oran yüzde 22,5.

‘Z kuşağının rol modellerine dair çarpıcı konulardan biri arka mahalledekilerin yüzde 3’ünün, yüksek gelir grubundakilerin yüzde 10’unun beğendikleri ve takdir ettikleri birinin olmayışı.’

‘Hayat  boşluk kabul etmez. Hayatın boş bırakılan her dilimi mutlaka başka kişi veya kavramlarla doldurulur.’

‘Her iki mahallede de biliminsanları, yazarlar, akademisyenler ve iş insanları gençler üzerinde oldukça düşük oranda (yüzde 5’in altında) etki yaratıyorlar.’

 

‘Araştırmamızda her iki mahallenin Z kuşağına en büyük hayalini sorduk. İki grupta da ilk sırada aldığımız yanıt aynıydı: İdealimdeki işi yapmak.’

 

‘Bir kişilik özelliği değil düşperestlik, bir beceri. Doğuştan gelmiyor, öğreniliyor. Ve her beceri gibi yerinde saymıyor; kullandıkça gelişiyor ya da paslanıyor. Hayal kurmak ihmale gelmiyor. Emek istiyor. Okumayı, izlemeyi, düşünmeyi, sorgulamayı gerektiriyor. Tam da bu yüzden, insan hep düşsüzlüğünden vuruluyor.’

 

‘Arka mahallenin gençlerinin hayallerinde ikinci  sırayı zengin, ünlü, güçlü olmak alıyor. Yüksek gelir grubundaki ailelerin çocukları için ikinci sırada kalıcı işler yapmak, insanlara fayda sağlamak geliyor. İnsanlar için faydalı işler yapmak arka mahallede yüzde 0,7’yle son sıralarda geliyor. Çünkü orada ihtiyaçlar hiyerarşisi farklı çalışıyor. Bu gençler diğerkâm olabilmek için önce ayakta kalmak durumundalar.’

 

‘Birleşmiş Milletler’in 2019’da yayımladığı Dünya Mutluluk Raporu’na? göre bir önceki ay gönüllü faaliyette bulunma oranında OECD ülkeleri arasında yüzde 8,5 oranla sonuncuyuz. Bir önceki ay bir derneğe para bağışında bulunma oranında ise OECD ülkeleri arasında sondan ikinciyiz. Türkiye mutluluk sıralamasında 2019’da 2018’in biraz gerisine düştü ve 79. sırada yer aldı. Raporun vurguladığı önemli bir nokta gönüllü çalışma ile yaşam memnuniyeti arasındaki ilişki. 2016 yılında Y kuşağıyla yaptığımız Hayaller Araştırması’nda gençlerin yarıya yakını hayallerini gerçekleştirebileceklerine inanmıyordu. Z kuşağı, mahallesi fark etmeksizin, hayallerine umutlu.’

 

EBEVEYNLERE ÖNERİLER

‘Pasif aktiviteler esnasında sıkılmak yaratıcılığı ve hayal kurma etkisini artırıyor. Demek ki çocuklarımıza rutin, pasif aktiviteler vermekten çekinmek ve sıkılmalarını sürekli engellememiz gereken bir şey gibi düşünmek yerine bundan yaratıcılığı artırmak için yararlanabiliriz.’

‘Sıkılma anları çocuklarımızın kendi kaynaklarına dönmelerine ve kendilerini eğlendirmek için alternatifler yaratmalarına yol açar. Bu da sağlıklı bir çocukluk için gereklidir. Kendi kendini eğlendirebilmek için yollar düşünmek sadece yaratıcılıklarını değil, yılmazlıklarını ve sorun çözme kabiliyetlerini de artırmayı sağlar. Yapılandırılmamış saatlerde diğer kuşakdaşlarıyla etkileşebilirler ve bu da sosyal becerilerini geliştirir.’

‘Güncel öneri raporunda uzmanlar, 18 aya kadar bebeklerin dijital aygıtlardan uzak tutulmasını (büyükannelerle Skype yapmak serbest), iki-beş yaş arasında günde bir saatten az ekran süresine tabi olmalarını (bu süreye ebeveynlerin de eşlik etmesi ve içeriği birlikte yorumlamaları kaydıyla) ve altı yaş ve üzeri çocuklarda uyku, oyun, sohbet ve fiziksel aktiviteleri azaltmayacağına emin olunacak biçimde çocuğa özel medya planı yapılmasını öneriyor.’

‘Önceleri çocukların dijital medyada geçirdikleri sürenin, fiziksel sağlıkları üzerindeki olumsuz etkilerine vurgu yapılırken, şimdiki indikatörler sosyal ilişkiler, öğrenme ve özdeğer konusunda görebilecekleri zararların daha fazla hatta ölçülemez olabileceğine işaret ediyor.’

 

‘Kuşkusuz ki dijital medyanın tüm kuşaklar için yarattığı riskler ve sunduğu fırsatlar var. Ancak riskler ve fırsatlar Z kuşağı için daha kritik. Nedir bunlar? Risklerden başlayalım:

  • Davranışsal riskler: Zorbalık, cinsel içerikli mesajlaşma, kişisel bilgilerin kötüye kullanımı, vb.
  • İçerik riskleri: Pornografik, vahşi, ırkçı, yalan ya da yanlış yönlendiren içerikler.
  • Temas riskleri: Taciz, kimliğini gizleme ya da başkasının yerine geçme, gizlice izleme (stalk).
  • Ticari riskler: Aplikasyonlar aracılığıyla satışlar, reklamlar, gizli pazarlama yöntemleri, dolandırıcılık, vb.

 

Bunlar hafife alınacak riskler değil. Madalyonun diğer yüzünde ise dijital medyanın bu kuşağın hayatına getirdiği değerli fırsatlar da var:

  • Öğrenme ve yaratıcılık: Sözel ve sayısal yetkinliklerini geliştirmek için destek kaynaklar, her alanda bilgi edinme, akademik çalışmalar, vb.
  • Diğerleriyle bağ kurma: Uzaktaki aile bireyleriyle ve arkadaşlarla iletişim kurabilme, benzer ilgi alanları olan kişilerle online destek topluluklarına katılabilme, vb.
  • Sivil katılım: Sosyal sorumluluk çalışmalarını takip etme ve katılma.

 

“The Global Gender Gap Report 2018″e (2018 Küresel Toplumsal Cinsiyet Uçurumu Raporu)’ göre Türkiye, cinsiyet eşitsizliğinde 149 ülke arasında 130. sırada. 2006 yılında bu sıralamada 105. olan ülkemiz 12 yılda 25 basamak geriledi.

 

‘Çocuklar hiçbir hayal kırıklığı ve stresle karşılaşmazlarsa güçlü olmayı öğrenemezler. Zorluklarla karşılaştıkları zaman, olaylara meydan okuyarak onlarla başa çıkabildiklerini deneyimledikçe tatmin olurlar. Zorlukların üstesinden gelebilme becerisi, ileride ayaklarının üzerinde sağlam durabilmelerinin ve başarılı olmalarının temelidir.’

 

‘Luthans’a göre psikolojik sermayenin dört önemli belirleyeni var: İyimserlik -yani bugüne dair olumlu tavır-, umut -yani geleceğe dair azim ve gerektiğinde hedeflere giden yolları yeniden gözden geçirme gücü-, özyeterlilik -yani zorlukların üstesinden gelebilmek için gerekli çabayı göstermemizi sağlayan kendimizi yeterli bulma hali-, ve yılmazlık -yani zor ve sıkıntılı zamanlarda kendini toplamak ve devam etmek-.’

 

‘Ebeveynlere çocuklarında yılmazlığı geliştirmek için bir dizi yöntem öneriyor. Fiziksel egzersizler, düzgün uyku ve beslenme, yaratıcı aktivitelere katılma, sosyal sorumluluk projelerinde yer alma gibi yöntemler salık veriyor. Ancak tüm önerilerinin içinde en kritik olanın çocuğun koşulsuz sevildiğini bilmesi olduğunu ifade ediyor.’

 

 ‘Ebeveynler olarak, çocuklarımızda geliştirmeyi umduğumuz davranışları modellemek zorundayız. Yani yılmazlığı Z kuşağı ebeveynleri olarak önce kendimizde geliştirmeliyiz.’

 

YILMAZLIK

‘Sadece 21. yüzyılın en önemli yetkinliklerinden biri olduğu için değil, yerel olarak da baş etmemiz gereken çok fazla meydan okuyuş olduğu için Z kuşağında en çok yılmazlığı geliştirmemiz gerektiğini düşünüyorum. Yılmazlık bir kas ve geliştirilebilen bir yetkinlik. Ancak şuna inanıyorum ki bu yetkinliğin gelişiminde de temeller evde, ailede atılıyor; okul çok geç olabiliyor.’

  

EĞİTİCİLERE ÖNERİLER

‘130 ülkede, Küresel İnsan Sermayesi Raporuna göre dünya insan kaynağının sadece yüzde 62’sini geliştirebilmiş. Türkiye’nin karnesi de pek iç açıcı değil. Türkiye 130 ülke içinde 75. sırada ve en fazla gelişim alanımız yayılım (yani okulda öğrendiklerini gerçek yaşamda uygulayabilme) ve uzmanlık (yani bir alanda derinlemesine bilgi) başlıklarında.’

‘Yetenek kıtlığı şu demek: Mevcut eğitim kurumları ve sistemleri yeni çağın gerektirdiği yetkinliklere sahip insanları yetiştirmekte yaya kalıyor.’

‘Türkiye yüzde 66’lık bir oranla yetenek kıtlığında dünya altıncısı.’

 

  1. yüzyıl Öğrenme Çerçevesi, Z kuşağıyla çalışan eğiticiler için dört odak alanını vurguluyor:
  • Temel dersler ve disiplinler arası temalar (küresel bilinç, finans, ekonomi, işletmecilik ve girişimcilik okuryazarlığı, yurttaşlık, sağlık ve çevre).
  • Öğrenme ve inovasyon yetkinlikleri (eleştirel düşünce, iletişim, işbirliği, yaratıcılık).
  • Bilgi, medya ve teknoloji yetkinlikleri (bilgi okuryazarlığı, medya okuryazarlığı, bilişim ve iletişim teknolojileri okuryazarlığı).
  • Yaşam ve kariyer yetkinlikleri (esneklik ve uyum sağlayabilirlik, inisiyatif alma ve özyönetim)

  

‘Öğrenmenin gerçekleştiği ortam koşulları kapsayan bağlam (context), öğrenme ortamında bulunan her şeyin birbiriyle örülmesini gerektirir. Bir başka deyişle artık içerik (content) yani müfredat yeterli değildir; öğrenci artık içeriğin tüketicisi değil, türeticisidir.’

 

ŞİRKETLERE ÖNERİLER

‘Bebek bombardımanı döneminin “üretici merkezliliği”, X kuşağı döneminin “ürün merkezliliği”, Y kuşağı döneminin “tüketici merkezliliği”nden sonra şimdi Z kuşağıyla “bağlam merkezli” dönemin başladığı ortada. ‘

‘Bir başka deyişle, 19. yüzyılın reaktifliği, 20. yüzyılın proaktifliği, 21. yüzyılın bu döneminde yerini “koaktif”liğe bırakacak.’

  

GİG EKONOMİSİ

‘Dijital devrim yeni bir iş yapma kültürünün farklı kuşaklarca aynı anda benimsenmesini talep ediyor. Sanırım dönüşümün yaygınlaşması ve olgunlaşmasıyla birlikte bordrolu çalışanlar dünyasından Treelance çalışanların yarattığı model olan gig ekonomisine geçişimiz de hızlanacak. Gig müzik sektöründen gelme bir sözcük; kısa süreli iş alan, sahneye çıkan müzisyenler için kullanılan bir terim.’

‘Bu kuşak çalışmayı sabah dokuz akşam beş olarak nitelendirmeyecek; onlar için aslolan görevlendirme sistemi olacak.’

‘Bence dijital dönüşümle işveren ve çalışan arasındaki fiziksel mesafe artsa da, duygusal mesafenin kapanması için fırsatlar ortaya çıkacak.’

 

GÖZÜ DIŞARDA BİR KUŞAK

‘Universum En Çekici İşverenler Araştırması gençlerin kariyer profillerini yedi başlık altında inceler: Prestijli ve yetkinlikleri ödüllendiren bir iş ortamında belirli bir kariyer yolu izlemek isteyen, adaptasyonu “KARİYERCİ”ler, sürekli yaratıcılık gerektiren, değişken ortamlarda bulunmaktan haz alan, çözüm odaklı “GİRİŞİMCİ”ler, dengeli bir yönetim anlayışı olan bir şirkette, takım çalışması olan bir iş ortamında bulunmayı tercih eden, sorumluluk duygusu yüksek ve sadık çalışanlar olan “UYUMLU”lar, parasal niteliklere odaklanan, finansal açıdan getirisi çok olan işleri arayan, dinamik şirketlerde çalışmayı tercih eden “AVCI”lar, şirketin etik değerlerini ve sürdürülebilirlik yaklaşımını önemseyen, iş yapma biçimi vizyonuyla örtüşen şirketlerde çalışmak isteyen “İDEALİST”ler, uluslararası çevrelerde bulunmayı, çokuluslu şirketlerde çalışmayı, yabancı ülkelere seyahat etmeyi önceliklendiren “ÇOKULUSÇU”lar ve karar vermekten korkmayan, liderlik becerilerini geliştirebilecekleri ortamlar arayan, otonom çalışma ikliminde mutlu olabilecek “LİDER´ler.’

‘Türkiye’nin üniversite öğrencisi gençliğinin işe bakışındaki en dikkat çekici değişimlerden biri önceki yılların aksine kariyerci profillerin gerilemiş olması. Bu yıl öğrenciler yükselme fırsatlarını daha az önemserken, uluslararası çalışma fırsatlarına daha fazla öncelik vermiş durumdalar. Bu sebeple de ilk sırayı çokulusçu profil almakta. Yıllar içinde araştırmada değişiklik göstermeyen bulgu ise ne yazık ki ülkemizde en az rastlanan kariyer profilinin idealistler oluşu.’

  

GİRİŞİMCİLİĞE BAKIŞ

‘Z kuşağı, dikkat çekici bir başlıkta Y kuşağının önüne geçiyor: Kendi kendimi yönetmek. Daha otonom -dolayısıyla şirketlerden daha fazla özgürlük talep edecek- ve daha girişimci -dolayısıyla şirketlerden daha fazla iç girişimcilik fırsatları edecek- bir kuşağın ayak seslerini duymaktayız.’

‘Hızlı büyüme potansiyeli ve girişimcilik Z kuşağı için Y kuşağına göre daha önemli bir çekicilik faktörü.’

‘Z kuşağı girişiminde başarısız olursa pes etmeyeceğini söylüyor.’

 

GİRİŞİMİNDE BAŞARISIZ OLSAN NE YAPARSIN?

‘O halde şirketler bir yandan freelancer’lara, gig çalışanlarına kapılarını açacaklar, öte yandan kurum içi girişimciliği de daha fazla önemseyecekler; çünkü belliki iç girişimcilerin sayısı Z kuşağıyla birikte artacak.’

  

GELECEĞİN MESLEKLERİ DEĞİL, GELECEĞİN YETKİNLİKLERİ

‘Geleceğin en önemli yetkinlikleri analitik, sosyal ve duygusal zekâyı aynı anda kullanabilmek üzerine yoğunlaşacak. Dünya Ekonomik Forumu Future of Jobs (Mesleklerin Geleceği) Raporu’nda 2022 yılındaki en önemli yetkinlikleri analitik düşünce ve yenilikçilik, aktif öğrenme, yaratıcılık, teknoloji tasarımı, eleştirel düşünce, karmaşık problem çözümü, liderlik ve sosyal etkileşim, duygusal zekâ, akıl yürütme ve sistem analizi olarak belirledi.’

‘Yetkinlikler söz konusu olduğunda Z kuşağı problem çözme ve sorumlulukta kendini güçlü görüyor.’

‘En çok geliştirilmek istenen yetkinlikler ise zaman yönetimi ve esneklik.’

 

EĞİTİM ŞART

‘Araştırmamızın yedinci yılında Türkiye’nin üniversite öğrencileri için 40 unsur içinde çekiciliğin şampiyonu hâlâ “profesyonel eğitim ve gelişim”. Türkiye’nin Y kuşağı gibi Z kuşağı da şirketlerden eğitim ve gelişimlerine yatırım yapmalarını istiyor. Aslında beş kuşak öncesinden kalma altın bilezik metaforu geçerliliğini koruyor.’

‘Şirketlerin sadece çalışanlarının değil dokundukları tüm temas noktalarında öğrencilerin de yetkinlik gelişimlerine katkı sağlaması Türkiye’de önemli bir işveren markası ayrıştırıcısı.’

‘Kendi öğrenme deneyimlerini tasarlamak isteyen, öğrenmenin içeriğine değil bağlamına da çok önem veren, kaynak fazlası ve zaman kıtlığı olan Z kuşağını sınıf içi öğrenmeyle beslemeniz artık iş yaşamında pek de mümkün olmayacak.’

‘Z’lerin profesyonel hayatta yerini almasıyla sosyal öğrenme, mikro-öğrenme, tersyüz edilmiş öğrenme ve Mixed Reality’nin (MR-Karma Gerçeklik) hayatımızda daha fazla yer alacağını düşünüyorum.’

‘Mikro-öğrenme belirli bir konudaki öğrenme ihtiyacını birkaç dakika gibi kısa bir zamanda karşılayan, kolay erişilebilir küçük boyutlu öğrenme içeriklerine verilen isim. Mikro-öğrenme; videolar, küçük oyunlar, küçük testler, reklamlar ve infografikler olarak uygulanabiliyor.’

‘Fournal of Applied Pscyhology’ye göre mikro-öğrenme geleneksel sınıf içi eğitime ve uzun kurslara göre yüzde 17 daha verimli.’

‘Simülasyonlar, çevrimiçi ve dışı oyunlar, özel olarak yapılandırılmş staj programları, mentorluk, özellikle tersine mentorluk, vaka çalışmaları, hackathon’lar ve benzeri “yaparak öğrenme” uygulamalarını örnek olarak verebileceğimiz deneysel öğrenme yeni bir yöntem olmasa da Z kuşağıyla birlikte daha fazla hayatımızda olacak.’

 

DİJİTAL DEĞİL FİJİTAL

‘Gençlerin bir sektörü ya da şirketi ideal olarak belirleyememesinin ilk sebebi o şirketi yeterince tanımamak, ne iş yaptığına hâkim olmamak.’

“Fijital”. Bu, fiziksel ve dijital kelimelerinin birleşiminden oluşmuş bir sözcük. Üzerinde dijital izler taşıyan bir fiziksel deneyim. Örneğin, eskiden durağa telefon ederek ya da yoldan ıslıkla çağırdığımız taksiyi artık bir akıllı telefon uygulamasıyla çağırıyoruz. Bir başka deyişle, dijital olarak çağırdığımız taksiyle fiziksel olarak yolculuk yapıyoruz. Fijital tam olarak bu; dijital ortamda var olan bir eylemin fiziksel dünyaya taşınması.

 

 ÖRTÜLÜ ÖNYARGI

“Seni kendime ait yargılarla değil, sana ait gerçeklerle görüyorum.”

‘Programın yapısı, çatısı, konsepti, kurumu değişse de farklı jenerasyonların birbirleriyle ilgili yargıları pek değişmez. X veya BB kuşağı katılımcılar Y veya Z’leri sabırsız, aceleci, kararsız, şımarık, tembel, sadık değil, teknolojik diye etiketler; Y veya Z gençler ise ilerleyen altı ay boyunca çalışacakları eski nesil mentilerine kuralcı, despot, fikirleri zor değişen, aşırı sonuç odaklı, sıkıcı etiketlerini yapıştırırlar. Birlikte çalıştıkları altı ayın sonunda aynı sorularla algılarını yeniden ölçeriz. Önceliklerimiz farklı olsa da aslında yokmuş birbirimizden farkımız diyen gençlerle ve deneyimli liderlerle sık karşılaşırız.’