Başarısızlık Korkusu

Başarısızlık Korkusu – Kendini Gerçekleştiren Kehanet

Başarısızlıktan korka korka sonunda başarısız olmak.. Gerek eğitimlerimdeki katılımcılarımızda gerekse yönetici koçluğu şapkamla yöneticilerin getirdiği problemlerde en çok karşılaştığım durumlardan biri. Eminim hepimizin de zaman zaman deneyimlediği bir durum. Belli bir dozu işimize yarayacak olan başarısızlık korkusunun fazlası olduğunda biri hareketsiz kılmaya kadar götürüyor. İşte kehanet orada hayat buluyor. Hareket durduğu an başarısızlık kendini göstermeye başlıyor. Burada en sevdiğim hikayelerden biri Edison’un ampulü keşfi yolculuğu… Hadi bu efsaneyi beraber okuyalım…

Efsaneye göre 1095inci gibi denemesinde ampulü bulan Edison’a asistanı Watson, 1000inci başarısız deneme sıralarında yorulup soruyor. “Üstat kaç kere daha başarısız olmaya dayanacaksınız? Olmuyor artık kabul edin. Çok yorulduk.” der. Edison’un ise “Ne başarısızlığı!” diye çıkışır ve devam eder. “1000 den fazla neden istediğimiz sonucu alamadığımıza dair verimiz var. Rakiplerimize göre ne kadar öndeyiz farkında değil misin?” der. Bunu diyebilmesi için tek bir şart vardır. O da istediği gibi sonuçlanmayan her deneyiminde bir durup analiz edip, nedenlerini netleştirip yola devam etmek.

Başarısızlık korkusunun sebebi ne acaba?

Bunun cevabını bulmak için ilk önce başarısızlığın tanımını yapmak iyi olabilir. Çünkü hepimizin değerleri, inanç sistemleri, karşılaştırma kriterleri farklı. Birisi için başarısızlık olan başkası için deneyim olarak değerlendirilebilir. Edison örneğinde olduğu gibi.

Başarısızlık korkusunun psikoloji de bir tanımı bile var. “Atychiphobia” hata yapma korkusunun bizi hedefimize doğru gitmekten alı koyma haline verilen isim. Bu durum çok sebebe bağlı olabilir. Çok eleştiren ve destek vermeyen anne baba ile büyümüş olmak sebeplerden en belirginidir. Çocuğun kabul görme ihtiyacının yoğun olduğu ergenlik dönemlerinde zorbalığa çok maruz kalması da buna eklenince ciddi bir durum çıkabilir ortaya. Yaşamın içinde travmatik bir deneyim de yaşanmış olabilir. Çok önemsediğiniz bir seyirci önünde kendinizi çok başarısız hissetmiş ve hala o korkuyu ve hayal kırıklığını atlatamamış olabilirsiniz.

Nasıl fark ederiz?

  • Zorlayıcı ve deneyimlemediğiniz işlere başlamayarak
  • Kendimizi sabote ederek – örnek, erteleme, yüksek kaygı, olumsuz iç diyalog, negatif olasılıklara odaklanmak
  • Düşük özgüvene sahip olmak – örnek, yeterli değilim, bunun için yeteneklerim eksik, daha önce denedim olmadı.
  • Mükemmeliyetçilik – Sıfır hata ile tamamlamak ihtiyacı ile bir türlü başlamamak

 

Başarısızlık diye bir şey var mı gerçekten yoksa bu bizim bakış açımız mı?

 

Başarısız hissetmeden hayatı tamamlamak sanırım mümkün değil. Çok tedbirli olan kişiler de pek bir mesafe kaydedemiyor. Aslında daha basitçe söylemek gerekirse, hayatı tam anlamı ile yaşamıyor. Başarısızlığın güzel tarafı bize kendimizi tanımakla ilgili bir fırsat sunuyor. Yani aslında olaylara nasıl baktığımıza bağlı. Olayı bir kayıp mı yoksa kazanç olarak mı görüyoruz. Başarısızlık anında elbette o olumsuz duygu ile fırsat açısından düşünmek mümkün olmayabilir. Ancak koçluk çalışmalarında da ele aldığımız gibi “tekrar eski moralle hedefe odaklanma” çalışmaları yaparak bunu aşıyoruz.

Kendi konularında başarılı olan kişiler hiç mi başarısız olmamışlardır?

  • Michael Jordan ilk başta basket okuluna kabul edilmemiş.
  • Einstein, geri zekalı diye okuldan atılmış.
  • Guiseppe Verdi, müzik yeteceği yok diye okulu bitirememiş.
  • Warren Buffet, dünyanın en başarılı yatırımcılarından biri, Harvard Üniversitesi’ne kabul olmamış.
  • Richard Branson, Virgin İmparatorluğunun sahibi, bugün uzay turizmine hazırlanan iş adamı, liseden kovulmuş.
  • Müzik efsanelerinden Beatles, 10 plak şirketinden geri çevrilmiş.

Bu isimler yola devam etmeselerdi, bu kadar yüksek başarılara asla imza atamayacaklardı.

Acaba sizin bu korku ile kendinizden kaçırdığınız neler var?

Başarısızlık deneyimi, bize başka zamanda kendimizle ilgili öğrenemeyeceğimiz özelliklerimizi fark etmemizi sağlayan bir kapıdır aslında. Bazen ne kadar güçlü olduğumuzu fark etmemizi, bazen de eksiklerimizi fark etmemizi ve gelişim planı çıkarmamızı sağlar. Hatta bir başarısızlıkla başa çıkıp ilerlemek, kendimizde olduğuna inanmadığımız bazı yanlarımızı fark etmemize ve daha özgüvenli olmamızı sağlıyor.

Hayatta sonuca ulaşmak başarı kadar başarısızlıklarımızın da bir sonucudur desek yanlış olmaz.

O zaman ne yapsak da bunu aşsak?

Ben bu durumla başa çıkmayı öncelikle başarısızlığı yeniden tanımlayarak buldum. “Başaramadım” yerine ” İstediğim sonuca ulaşamadım” diyerek tanımlıyorum. O zaman genel bir kritik veya kişiselleştirilmiş bir durum olmaktan çok olaya odaklanmama yardımcı oluyor. Ve şu soruyu soruyorum kendime “Şu anda almaktan korktuğum aksiyonun başarısızlık hali, hiç aksiyon almamaktan daha mı güvenli? ” Cevabım genelde hayır oluyor ve aksiyona geçiyorum. Ya da “Şu anda risk almamak mı aslında riskin ta kendisi?”

Peki başka neler yapılabilir?

  • İyi bir analiz yapmak – Bu kararım ve aksiyonumda başarısızlık tanımım ne? Ne olursa zorlanırım? Kaynaklarım ne? Hangi durumlar moralimi etkiler, endişemi artırır? Senaryolar ve olasılıkları nedir? Bu aksiyonu almazsam bana fırsat maliyeti nedir? Uzun vadede ve kısa vadede etkileri ne olur?
  • Yönteme değil nihai amacınıza odaklanmak- Gözünüzü varmak istediğiniz noktadan ayırmamak ve şunu diyebilmek “Bu yöntem işe yaramadı. O zaman yenilerini deneyeceğiz.”
  • Olumlu düşünmeyi katmak – Sadece kendimizi sabote etmeye ve tehdide odaklanmanın önüne geçmek için, amacınıza ulaştığınız durumda hayatınıza başka nelerin katılacağını düşünmek. Başarısız olduğumuzu hissettiğimiz ilk anda bu günlerin olumsuz etkisinin geçeceğini ve kalıcı olmayacağını düşünmek. Yerin dibine girmiştim dediğiniz hikayelerin etkisi şimdi nasıl? Tanık olan kaç kişi hala hatırlıyor?. Düşünme hatalarınızı fark edin ve kaçının.
  • Hedefi ulaşılabilir anlamlı ve görünür parçalara bölmek – Takdir toplayacağınız ve ilerleme kaydettiğimizi düşündüren anlamlı hedeflere bölmek de işimizi kolaylaştıracaktır.
  • Tersten başlamak- Hedefe ulaştığınızda nasıl birine dönüşeceksiniz, neler nasıl değişecek konusuna kafa yorup sanki olmuş gibi davranmaya başladığınızda da beynimize subliminal mesajlarla cesaret vermeye başlıyoruz.”
  • Öz şefkatle davranmak- Bu duygu sadece bende değil, herkeste var diyebilmek. Kendime yola çıkma ve istemediğim duraklara geldiğimde ise o bölgeyi tanıma hakkını vereceğim diyebilmek.

 

“Yöneticilikte Koçluk Yaklaşımı” Kitabımızı tamamlayıp yayın evlerine başvurduğumuzda ilk iki yayınevi nazikçe bizi geri çevirmiş ve kitabı yayınlamamıştı. Eğer buna benzer bir makale okumamış olsaydım çoktan vazgeçmiştim. Ve üçüncü yayınevi bastı kitabımızı:-;)) Çünkü konu bizim başarısızlığımız değil, yayınevinin yayın stratejisine uygun olmamış olmamızdı.

  • Yönteme değil nihai amacınıza odaklanmak- Gözünüzü varmak istediğiniz noktadan ayırmamak da kritik olan. ve şunu diyebilmek “Bu yöntem işe yaramadı. O zaman yenilerini deneyeceğiz. ” diyebilmek
  • İçimizdeki yargıca izin vermek- İçimizdeki yargıç yorulmadan veya kendi mantıksızlığını anlamadan işimiz zor. Söyleyeceği her şeyi söylemesine izin verin. Bunun en iyi yollarından biri de yazmak. Yazın. Onun sözlerini yazıya dökün. Zihninizi arındırana kadar yazın. O zaman açılan kapılara inanamayacaksınız. Bu Google’ın kendi çalışanlarına önerdiği ve fayda sağladığı uygulamalaradan biri. Benim de kendimi aşmak için kullandığım en sevdiğim yöntem.
  • İçimizdeki kurbanla vedalaşmak- Yargıç susarsa kurban da kaybolur. Ben zaten ile başlayan negatif cümleleri sansürleyin.
  • Kolları sıvamak- Şimdi başlamaktan korktuğunuz bir aksiyonu belirleyin. Adım adım bu noktaları değerlendirerek ilerleyin ve yolda neler olduğuna ve nasıl tepkiler verdiğinizi fark ede ede ilerleyin. Başarı sıvalı kolları sever.

Zor zamanlarımda beni yolda tutan Çok sevdiğim bir sözü paylaşmak istiyorum.

” Hayat korkularımızı yendiğimiz yerde başlar.”

Hepinize başarılar diliyorum.

Yazan: Gamze Acar Bayraktaroğlu